Bu site tarafından oluşturulmuştur.

11 Aralık Uluslararası Dağlar Günü Toplantısı

Dağlar Günü

Dokuz Eylül Üniversitesi İİBF, Kamu Yönetimi Bölümü, İZİSYÖM ve Dağlık Alanların Yönetimi ve Sürdürülebilirliği Derneği işbirliği ile 
2021 yılı itibari ile 9.sunu yapmayı planladığımız dağlık alanlar farkındalığı çalışmalarımızın bir devamı olarak 10 Aralık 2021 tarihinde saat 14.30 da yine online olarak aşağıdaki link üzerinden Uluslararası Dağlar Günü Toplantısı yapmaktayız. Katılım ve katkılarınızla toplantımıza değer katmanızı beklemekteyiz. https://bit.ly/32b7x92

 

 

11 ARALIK DÜNYA DAĞLAR GÜNÜ AÇIKLAMASI -2021 

Dünya Dağlar Günü Teması 2021
Sürdürülebilir Dağ Turizmi

 Prof.Dr.Zerrin Toprak Karaman 

2013 YILINDAN BU YANA, girişimci ve idealist 25 kişiyle çoğu Üniversiteden ve sivil toplum çalışmalarına gönül vermiş dostlarımızla kurduğumuz “Dağlık Alanların Sürdürülebilirliği ve Yönetişimi” Derneği olarak, o günkü Rektörlük yönetiminin de desteğiyle çalışmalara Dokuz Eylül Üniversitemizi de katarak, o günden bu yana 9. Defa 11 Aralık Dünya Dağlar Günü” etkinliğini İZMİR'DE KUTLAYARAK  farkındalık sağlamış bulunmaktayız. 

11. Kalkınma Planı Yerel Yönetimler İhtisas Komisyonu Raporuna da katkı vererek, dağlık alan yönetimi fikrini geliştirilmeye açık olarak yer almasını sağladık. 

 https://www.sbb.gov.tr/wp-content/uploads/2020/04/YerelYonetimlerOzelIhtisasKomisyonuRaporu.pdf 

BKZ.: Dağlık Alan Belediyeler Birliklerinin kurulmasına yönelik bir kamu politikası oluşturulması gereği üzerine s. 146 

Türkiye’de  “Dağlık Alan Yönetimi” üzerine,  doğrudan BİR kamu politikası bulunmamaktadır. Dağlar dünya yüzeyinin %27'sini kaplamaktadır ve gezegenimiz için taze su kaynaklarının %60 ilâ %80'i dağlardan sağlanmaktadır. Dünya çapında yaklaşık 1,1 milyar insan dağlık bölgelerde yaşamaktadır ancak aynı zamanda, dağlar genellikle kentsel alanlarda yoğunlaşan iş fırsatlarının ve nitelikli işlerin eksikliği ile karakterize edilmektedir.

Dağ ve dağlık alanlar, sahip oldukları doğal kaynak değerleri açısından önemini giderek daha fazla hissettirmektedir. Türkiye’de dağlar; yerleşimlerin yakınında veya uzağında değişken boyutlarda yükseltilerdir. Dal ve Gönençgil (2018), çalışmalarına göre (Dal ve Gönençgil, 2018: 910, 912-913). Türkiye’nin toplam alan içindeki dağlık alanların payı %74,6 oranındadır. Haritadan elde edilen verilere göre düzlük alanlar %25,3 lük bir orana sahiptir (toplam alan: 782219,7269 km², dağlık alan: 583770,9139 km², düzlük alan: 198448,813 km²). Buna göre Türkiye’nin yaklaşık ¾’ü dağlık alandır.

Dağlarda altyapı ve temel hizmet eksikliği bulunmaktadır. Ayrıca bu nedenle, dağlık bölgelerde yaşayan gençlerin kendi bölgelerinde yüksek kaliteli eğitime erişme şansları daha düşüktür. Fırsat ellerine geçerse, kariyerlerini genellikle düzlük alanlarda bulunan kent merkezlerinde sürdürmekte ve çoğu kere geri dönmemektedirler. Bu da iktisadi ve sosyal erozyon anlamına gelmektedir.  Dağ ortamlarının, kültürlerin ve ekonomilerin özelliklerine rağmen, başta idare olmak üzere, bu özellikleri dikkate alınmamakta ve TÜRKİYE’DE KIR DİYEREK GEÇİŞTİRİLMEKTE VE ORMAN ÜZERİNDEN KONUŞULMAKTADIR. OYSAKİ ORMAN, “Orman, belirli yükseklikteki ve büyüklükteki çeşitli ağaçlar, çalılar, otsu bitkiler, mantarlar, mikroorganizmalar, böcekler ve hayvanlar bütününü içeren, topraklı alanda genellikle doğal yollardan oluşmuş bir kara ekosistemidir. 

2000 yılı itibarıyla ormanlık alanın büyüklüğünün dünyanın toplam kara alanına oranı %29,6 sanılmaktadır( aradan geçen 20 yıldaki orman yangınları bağlamında bu yüzde ne kadar doğrudur?). Türkiye’de doğrudan veya dolaylı dağ üzerinden bir strateji oluşturulmamıştır. Dağdaki diğer su kaynakları, madenler vb değerler ayrı ayrı incelenmektedir. Dağla ilişki kurulması adeta yasaklanmış gibi söz edilmemektedir. Oysaki dağ eşittir kır değildir. Öncelikle bu farkındalığın oluşması gerekmektedir. 

Müfredatların çoğunluğu dağ odaklı bir yaklaşımdan yoksundur. Oysa bizler sürdürülebilirlik alanında mevcut zorlukların yeni fikir ve çözümlere ihtiyaç duyduğunu bildiğimiz gibi, küresel sürdürülebilirlik sorunlarının üstesinden gelirken de dağ eğitiminin kilit bir rolü olduğunu düşünüyoruz.

KMY 5066 Koduyla “Dağlık Alan Yönetim” dersimiz bulunmaktadır. 2015 yılından bu yana Prof.Dr.Zerrin Toprak Karaman tarafından verilmektedir.

Bu yılın Dağlar Günü Sloganı "Dağ Turizmidir"

Ayrıca yeni bir farkındalık yaratan çalışma da; Dağ Eğitimi ve İnovasyon Manifestosu (MEIM) olarak imzaya açılmıştır.  Expo 2020 Dubai'deki “İklim ve Biyoçeşitlilik” haftası sırasında Dağ Eğitimi ve İnovasyon Manifestosu (MEIM), Dağ Ortaklığının üyesi olan Milan Üniversitesi – UNIMONT tarafından sunulan, dağlar için sürdürülebilir kalkınmayı teşvik etmek için tavsiyeler içeren, dünya çapında 28 ülkeden 100'den fazla gencin katıldığı bir istişarenin sonucu olan stratejik bir belgedir.

erişim : https://www.unimontagna.it/en/networking/international-level/expo-2020-dubai/mountain-education-innovation-manifesto-meim/ Mountain Education and Innovation Manifesto (MEIM) 

Dağlık alanlardaki sürdürülebilirliği ve yaşamı karakterize eden bazı stratejik konularda eğitim, tartışma ve diyalog görüşmeleri içeriği: “İklim değişikliği”, “Biyoçeşitlilik”, “bağlantılararası, sanal ve fiziksel hareketlilik”, “Girişimcilik ve yenilik” konularını öne çıkarmaktadır. Eylül 2021'de iki çevrimiçi çalışmaları ve UNIMONT tarafından Expo 2020 Dubai'de düzenlenen "Gençliği ve Dağları Birleştirmek, Canlı Bir Gelecek Yaratmak" etkinliğinde resmi belgenin son sunumundan oluşmaktadır. Manifesto fikri, eğitimin insanlara dağlık bölgelerde canlı bir gelecek inşa etme araçlarını sağlamada hayati bir rol oynadığı inancından doğmuştur. Bu nedenle MEIM, dünya çapında politika yapıcıları ve eğitim temsilcilerini, dağlık bölgelerde yaşayan gençlerin ifade ettiği ihtiyaçlar doğrultusunda politikalar, müfredat ve okul programları geliştirmeleri için desteklemeyi amaçlamaktadır.

Konunun bir de disiplinlerarasılık boyutu vardır. Disiplinlerarası çalışma olaylara çok yönlü bakışı gerektirir. Kuşkusuz tekli (multi) disiplinlerden beslenmektedir. Mamafih kendine güvenen yönetimlerin ve kişilerin takip ettiği bir metod olduğunu da belirtmek gerekir. Hala disiplinlerarasılığın ne olduğunu bilmememekteyiz. Çoklu disiplinlerin bir arada , tek başına yapamadığı, görmediği bir konuyu birlikte değerlendirerek yeni bilgi üretme kaabiliyeti olarak kısaca bir tanım yaptıktan sonra Bir de disiplinlerötesilik var demek istiyorum. Disiplinler ötesi çalışmaların genel felsefesi, "Transdisiplinerlik Bildirgesi", adı altında 1994 yılında düzenlenen Birinci Dünya Transdisiplinerlik Kongresi'nde kabul edilmiştir. Transdisiplinerlik/disiplinlerötesilik , endişe verici boyutlarda sorunları çözümlemek için yerel ve bölgesel çalışmalara duyulan ihtiyaçlarla ilişkilendirilmektedir. Dolayısıyla Dağlık Alan Yönetimi başlığı altında , disiplinlerötesi çalışmalara ihtiyaç olduğunu belirterek Türkiye'nin dört bir tarafında artık kutlanmaya başlayan çalışmaların başarılı geçmesini dilerim. 

--

Prof. Dr.Zerrin Toprak
Dokuz Eylül Üniversitesi
İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi
Kamu Yönetimi Bölümü
0232 420 41 80/20611